AK Parti, AK Parti’ye karşı
Urfa siyaset bilimcilerin, siyasal iletişimcilerin ve sosyal bilimcilerin eğitim laboratuvarı olmalı bence. Türk, Arap, Kürt etnik kimliklerinin dengesini bilmek yetmiyor, bir de bunların kendine has davranışlarının başka şehirlere benzemediğini de bilmelisiniz. Mesela bir ülkücü kadar milliyetçi ve devletçi kesimi şehrin Araplardır. Şeyhlerin, aşiretlerin, toprak ağalarının şehrin en belirleyici siyasi aktörleri olduğunu anlamanız da yeterli değil. Bir şeyh ailesine aşiret gibi muamele yaparsanız baltayı taşa vurursunuz. Sokakta gördüğünüz insanların beyanlarına, anketlere bakarak siyasi eğilimi çözmekte zorlanabilirsiniz. Çünkü Urfalı seçmen sandıkla baş başa kaldığında kararını değiştirebilir. Elindeki mühür, genelde devletin gücünü arkasında hissettiği adaya otomatik olarak gidebilir. Fakat bunun da değişebileceğini unutmamalısınız. “Ceketimi assam kazanır.” diye bir söylenti yüzünden, iktidar partisinin en güçlü olduğu dönemde, bağımsız bir adayı başkan seçerek, öyle çantada keklik muamelesi yapılmasından nefret ettiğini gösterir size Urfa seçmeni. Altın kural: Urfalının damarına basmayacaksınız. Tüm bunları bildikten sonra her seçimin, her yılın kendine özgü psikolojisi olduğunu da aklınızdan çıkarmamalısınız. Mesela bu yıl, “siyasi hasmınız bir gün dostunuz, dostunuz da bir gün siyasi hasmınız olabilir” sözü moda şehirde. Son olarak isota sakın biber muamelesi yapmayın, bir Urfalı için varlık yokluk meselesinin sembolüdür isot!“Urfa’ya konfeksiyon kıyafet olmaz, terzi lazım.”
Tüm bu karmaşık sosyopolitik durumu göz önüne almazsanız Urfa’da siyaseti anlayamazsınız. Ankara’daki genel merkezlerde siyasi partilerin yöneticileri bu dengeleri ve karmaşık yapıları çözemediği için ciddi sorunlar yaşar her zaman. Fakat yerel aktörler de kendi aralarında anlaşıp sorunlarına çözüm bulmakta zorlandıkları için işler daha da karmaşık hale geliyor. Pek nasıl olacak? “Sakıbın Köşkü” isimli eski bir evden restore edilmiş güzel belediye tesisinde bir grup yerel siyasetçiyle sohbet ederken harika bir çözüm önerdi Cuma Ağaç “Urfa’ya konfeksiyondan elbise göndermeyin, buraya terzinin özel diktiği elbise gerekiyor.” Bunu AK Parti Urfa İl Başkanı olduğunda, Ankara’dan gelen genel merkez ekibine söylemiş. Fakat dinlediklerini pek sanmıyorum.Urfa’daki Seçim Ulusal Bir Yarış Havasına Girdi
Bu seçimde şehirde olup bitenler yerel olmaktan çıkıp, ulusal düzeyde, hatta daha da ileri dikkat çeken bir hal aldı. Şehirde halkın nabzını tutmak için dolaşırken BBC’den gelen gazetecilerle selamlaştık. Japonya Büyükelçiliğinden gelen bir heyet de o gün Urfa’da yerel gazetecilerle görüşüp durumu anlamaya çalışıyordu. Onlar için epey zor olsa gerek! Peki neden böyle oldu? Çünkü AK Parti’nin çok önemli bir aktörü ve şeyh ailesinin son temsilcisi olan Kasım Gülpınar partisinden kopup Yeniden Refah Partisi’nden (YRP) başkan adayı oldu. Onunla birlikte onlarca yönetici, başkan, teşkilat üyesi de istifa edip YRP’ye geçince şehirde bir anda şok etkisi yarattı. Bu şok, dalga dalga büyüyüp İstanbul’da biz gazetecilerin dikkatini çekecek kadar derinleşti. Aslında dünya medyasının bile dikkatini çeken konu, bir yerel aktörün parti değiştirmesi değildi.AK Parti’yi AK Parti ile Devirmek
Urfa AK Parti’nin kalesi olarak biliniyor değil mi? Yanlış bilgi bence. 2009’da Fakı Baba belediye başkanıyken yeniden aday gösterilmeyince bağımsız aday olarak seçime girip, AK Parti’yi gücünün zirvesindeyken yenmeyi başardı. Genel Merkez Urfalının damarına basılmayacağını o gün anladı. Urfa AK Parti’nin değil, Recep Tayyip Erdoğan’ın yıkılmaz kalesidir. İnsanlar Erdoğan’a oy verir, AK Parti’nin adaylarına değil. 3 dönem AK Parti’den milletvekili olan, aileden siyasetçi ve “şıh” diye anılan Kasım Gülpınar’ın bayrak açıp AK Parti’ye meydan okuduğu kampanyasında, Erdoğan’a tek kelime laf etmemesini bırakın, bir de ona övgüler düzemesinin sebebi de Urfalının Erdoğan aşkıdır. İşte tüm medyanın buraya odaklanmasının sebebi de budur. Erdoğan’ın sarsılmaz kalesinde onu yenme ihtimalinin belirmesi. Ve bu yenilgiyi AK Parti’nin içinden kopmuş AK Partililer yaşatacak. Zaten Erdoğan’ın kalesi sadece içeriden fethedilebilirdi.Kasım Gülpınar: “Benim hakkımdı.”
Gülpınar ailesi Urfa’nın on yıllardır siyasetinde, ticaretinde, sosyolojisinde, dini hayatında etkili olmuş bir aile. Nakşi tarikatının Halidiye kolundan gelen köklü bir geleneğin postunda bu aile üyeleri oturuyor. Kasım Gülpınarı’ın babası Eyüp Cenap Gülpınar’ı Mecliste başkan vekilliği yaptığı dönemde tanımıştım. Vefat ettiğinde Urfa’da on binlerce insan uğurlamaya gelmiş, çıkan izdihamda ve kazada 6 kişi hayatını kaybetmişti. Öylesine sevilirdi. Kasım Gülpınar babasından boşalan ekonomik, dini ve siyasi posta oturup on binlerce müridin, çalışanın ve seçmenin hayatına yön vermeye başladı. Verdiği kararlar tartışmasız bir biçimde uygulanan, “teopolitik bir siyasi” lider artık. Onlarca insanın odalarda beklediği ve elini öpmek için çaba gösterdiği evinde görüştük. Kafanızda sarıklı şalvarlı bir tipoloji canlanıyorsa yanılıyorsunuz. Ankara Üniversitesi Arap Dili Edebiyatı mezunu. AK Parti’de üç dönem milletvekilliği yaptığı yıllarda AB Uyum Komisyonu, Fransa Dostluk Grubu Başkanlığı başta, çok sayıda yurt dışıyla bağlantılı komisyonda görev yaptı. Fransa Cumhurbaşkanından Legion d’Honneur nişanı aldı. Fransızca, İngilizce, Kürtçe, Arapça ve Farsça biliyor. Türkiye’de gündem olan parti değişimini etik açıdan sorun görmemesini şöyle açıkladı: “Başkanlığa aday olmadım. Ancak temayül yoklamalarında ve anketlerde hep benim ismim çıktı. Halkımız benden bir hizmet talebinde bulundu. Ben de bunu Genel Başkan vekillerine, yetkili isimlere ilettim. Başka adayları tercih ettiler. Neden ben değil? Aday olarak düşünülen isimler hangi özelliklerinden dolayı istendi? Ben hangi özelliğimden dolayı istenmedim? Bunun cevabını istemedim alamadım. Benim hakkımdı. Bazıları bana feodal yapı, aşiret ağası muamelesi yaptılar, 3-5 bin oyu var diye küçümsediler. Dışlandım. Bu yüzden de başka partilerden gelen teklifleri değerlendirip aday oldum. Bunda etik bir sorun görmüyorum.” Kasım Gülpınar 54 yaşında, son derece hırslı, kendine güveni tavan yapmış, eğitimli ve iletişim becerileri yüksek biri. Kazanmasa da AK Parti’ye kaybettirmeyi göze alacak kadar öfkeli buldum kendisini.AK Parti Panik Yaptı
Kasım Gülpınar’ın parti değiştirmesi ilk başta Urfa siyasetinde bir deprem ve panik etkisi yarattı. Tepki oylarının YRP’ye akacağı görüldü. Konuya Genel Merkez müdahil oldu. Kasım Gülpınarı’ın memleketi Siverek ilçesinde denge kurmak için 20 yıldır iletişim kurulmayan Bucak aşiretiyle ittifak yapılıp, onlardan biri başkan adayı yapıldı. YRP de Kasım Gülpınar’ın AK Parti’den transfer ettiği eski yeni ilçe belediye başkanları, teşkilat başkanları, meclis üyelerini listeye koydu.Ortalık bir anda karıştı.
Erdoğan Toparladı
Urfa teşkilatının en büyük kozu Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır. Erdoğan iki defa şehre geldi, miting yaptı, adayları tanıttı, programlara katıldı ve durumu kısmen toparladı. Aday gösterilen mevcut Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül aslına bakarsanız son derece şanssız ve zorlu bir başkanlık süreci yaşadı. Barış Pınarı Harekatı’nda şehirde yaşanan kargaşa, Pandemi süreci, deprem, sel felaketi derken, krizle geçmeyen yılı yok gibiydi. Özellikle 17 kişinin hayatını kaybettiği sel felaketinde krizi yönetemediği gerekçesiyle çok eleştirildi. Son derece sakin, nezaketli ve sessiz birisi. Şehirde dolaştığımda vatandaşlardan bazılarının kendisini eleştirdiğini söyledim. İlgilileri arayıp şikayet konusunu sordu ama saha ekiplerinin iyi çalışmadığı anlaşılıyordu diyalogdan.“Başkanlığı kazanacağız.”
Şehre geldiğimde çok canlı bir tartışma konusu vardı. AK Parti il başkanının “mevsimlik işçiler tatile gidiyor” diye ekranda konuştuğu iddia edilmiş, bu da işçilerin ve siyasi rakiplerin büyük tepkisini çekmişti. İl başkanı ve Belediye Başkanı Beyazgül bunu düzeltmek için epey açıklama yapmış ama sular pek durulmamıştı.Bu yoğunluk arasında görüştüğüm Beyazgül sakin tavrıyla seçimleri kazanacağını söylüyor. “Yaşadığımız büyük felaketlere ve sıkıntılara rağmen şehrimizin büyük bir sorunu yok çok şükür. Bundan sonra önümüzde 5 yıl olacak. Allah’ın izniyle daha iyi şeyler yapacağız. Bu seçimi içimizden çıkmış birilerinin bütün aleyhte çabasına rağmen de kazanacağız.” Akşam iftarda Meclis Başkan Vekili ve Urfa’nın ağabeyi konumundaki milletvekili Bekir Bozdağ ve Milli Görüş Hareketi’nin Urfa’dan ilk belediye başkanı Halil İbrahim Çelik’in olduğu masada yer aldım. İkisinin de motivasyonu çok yüksekti. Kazanacaklarına emindiler. Fakat 75 yaşını aşmış Halil İbrahim Çelik’in hala Urfa’ya gelerek seçim çalışmalarına katılması, yüksek enerjisi takdire şayandı doğrusu.

















