Aile Platformu Basın Açıklamasına UYSAD’da...
Reklam
  • Reklam
  • Reklam

Aile Platformu Basın Açıklamasına UYSAD'da katıldı ( VİDEOLU)

Aile Platformu Basın Açıklamasına UYSAD'da katıldı ( VİDEOLU)

 Aile Platformu Basın Açıklamasına UYSAD'da katıldı ( VİDEOLU)
08 Mart 2019 - 15:00

 Aile Platformu Basın Açıklamasına UYSAD’da katıldı

Tüm Türkiye’de kurulan Aile platformu üyesi olan, UYSAD (uluslararası yazarlar, sanatçılar, araştırmacı gazeteciler derneği) de Türkiye’de bugün yapılan olan ortak basın açıklamasına katıldı.

Türkiye’nin birçok vilayetinde yapılan ortak basın açıklamasını UYSAD Şanlıurfa’daki dernek binasında başkan Sıtkı ALOĞLU bizzat yaptı.

 

BASINA, KAMUOYUNA ACİL!  #ÖnceÂİLE ÇAĞRISI

 

ÂİLENİN, DEVLETİN GELECEĞİ TEHLİKEDE! GELECEĞİMİZ İÇİN;#ÖnceÂİLE'yi ATEŞTEN KORU ÇAĞRISI

 

ÂİLE MESELESİ sadece Türkiye'nin değil tüm İNSANLIĞIN SORUNUDUR

 

ÂİLEYİ YOKETME KÜRESEL SAVAŞINA KARŞI ELBİRLİĞİ İLE DUR DİYELİM 

İyiler seyirci kaldıkça Kötüler Kazanmaya Devam Edecek. Karanlığa küfretmeyi bırak Kalk Birr mum da SEN yak

 

NAMUSLULAR DA EN AZ NAMUSSUZLAR KADAR CESUR OLURSA ÂİLEMİZ DEVLETİMİZ GELECEĞİMİZ KURTULUR

ÂİLEYİ YIKAN KANUNLAR KALKSIN

 

AilePlatformu.net AileHaklari.org CocukHaklari.org iYiLiK.org.TR Dünya Çocuk Hakları Derneği

 

AİLE Çalıştaylarının kendimize, âilelerimize, memleketimize, bölgemize, ülkemize ve tüm insanlığa hayırlı sonuçlar getirmesini temenni ediyoruz

Önümüzde 31 Mart 2019 Mahalli Seçimlerine iki aydan az bir süre var. Bu süre içinde partiler hazırlıklarını yapacak ve halkın önüne çıkacak. Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de sivil toplumun taleplerini/şartlarını siyasi topluma iletme görevi STK'lara, DKÖ'lere kanaat önderlerine, âlimlere, aydın, entelektüel, akademisyen, muallim, imam, muhtar, esnaf, iş insanı, aktivistlere, gazetecilere, yazarlara yani ÖNDERLERE düşüyor.

                Oy için meydana çıkacak bütün siyasilere ve liderlere ülkemizde aile kurumu sos veriyor, aileyi çözülme/bitme noktasına getiren politikalara son verilmesi için çağrıda bulunulması kritik bir önem taşıyor.

                Böylesi bir çağrıda bulunmak, tarihi bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu yerine getirmediğimiz takdirde, çoluk çocuğumuza/gelecek nesillere söyleyecek hiç bir mazeretimiz kalmayacaktır.

        Aile; evimizdeki “melek ”in sığınağı, cennetin giriş kapısı, yarınlarımızın sigortasıdır. Vatanını anası sayan, cenneti anaların ayaklarının altına seren, en büyük acısını evlat acısı sayan, zenginliği “altıntop” a yani evlat sahibi olmaya bağlayan, babasını kaleye benzeten bir medeniyetin çocuklarıyız. Bu medeniyetin değerlerinin, neoliberal uygulamalar sebebiyle zaman geçtikçe dejenere olduğuna hep beraber üzülerek şahit olmaktayız.

 Bugün yürürlükte olan kanunlar imzalanan uluslararası sözleşmeler, uygulanan ulusal eylem planları değiştirilmediği takdirde; Türkiye, toplumun temel yapı taşı olan ailesini kaybedecektir.

Bunun yaratacağı faciaları anlatmak kapsamlı bir kitabın konusu olacak kadar derin ve büyüktür. Kaldı ki, şu anda aile müessesesine yapılan emperyalist/sömürü kaynaklı operasyonlar sebebiyle bu aile kurumu zaten uçurumun eşiğine gelmiş durumdadır Ailenin çözülmesi/boşanmaların artması sebebiyle Türkiye'nin yaşadığı ahlaki kriz dramatik boyutlardadır. Eğer, REİS Recep Tayyib ERDOĞAN ve emrindeki yetkililer bu felakete son verecek önlemleri almazlar ise millet de aile felaketlerine dur diyemez ise, açıkça söylüyoruz ki, Türkiye "yumuşak terörün" pençelerinde can çekişecek ve eski Türkiye'yi mumla arar hale gelecektir. Bir felaket senaryosu çizmiyoruz. Olan, olmaya devam eden ve bundan sonra çok trajik hale gelecek olan bir süreçten bahsediyoruz.

 Öncelikle kısaca içinde bulunduğumuz durumu özetleyelim. Türkiye’de son 15 yılda, 9milyon 620bin çift evlenmiş, 1 milyon 789 bin 440 çift boşanmıştır. Son yıllar dikkate alındığında bugün her 5 evlilikten biri boşanmayla sonuçlanmaktadır. Resmi istatistikler için; AileAkademisi.org AilePlatformu.net

                Çocuklarımız aile ortamından uzak bir şekilde büyümektedir. Bilgisayar, televizyon, akıllı telefon, tabletler, kültür-sanat ürünleri ve online oyunlardan gelen milyonlarca erotik materyalin karşısında savunmasız bulunmaktadır. Ünlü Psikolog Philip Zimbardo bugün itibariyle internette 246 milyon porno site olduğunu söylemektedir. Bunun sonucu olarak cinsellik yaşı, uyuşturucu kullanma yaşı, şiddet uygulama/görme yaşı ve istismar etme ve istismar görme yaşı hızla düşmektedir.  

     Dünyanın her yerinde yapılan araştırmaların ortaya koyduğu gerçek şudur: Boşanmaların arttığı, ailenin çözüldüğü bir ülkede adli suçlar ve psikolojik sorunlar kaçınılmaz olarak artmaktadır. Francis Fukuyama (2009) aile kurumunun çözülmesiyle suç oranlarındaki artış arasındaki ilişkiyi gösteren bol miktarda kanıt olduğunu söylemektedir.

Bu tablonun oluşmasının şüphesiz pek çok sebebi vardır. Ancak bu sebeplerin başında hükümetin uyguladığı toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları gelmektedir. Bu politikalar doğrultusunda imzalanan İstanbul Sözleşmesi ve bu sözleşmeye dayanarak çıkarılan 6284 sayılı kanun Türkiye'de aile kurumunu bitirme; çocuklarımızı haz piyasasının sermayesi haline getirme, kadınlarımızı ve erkeklerimizi birbirine düşman etme hedefini gütmektedir. Sözleşmenin imzalandığı 2011 ve kanunun çıkarıldığı 2012 tarihinden itibaren sözünü ettiğimiz trajik tablonun ivmesi artmıştır. Bugün ülkemizdeki aile ve kadın politikaları bir grup feministin eline bırakılmış durumdadır. Bu duruma ilk itiraz etmesi gereken, kendisini "muhafazakâr-dindar" olarak tanımlayan siyasetçi ve çevreler olmalıdır. Hâlbuki dünyanın hiç bir yerinde görülmemiş bir biçimde kendini "muhafazakâr-dindar" olarak tanımlayan bir parti, aileyi yok edecek feminist politikalar yürütmektedir. Buna da bugüne kadar bir kaç küçük grup ve kişi hariç hiç bir itiraz gelmemektedir.

 

AHLAKSIZLIKLARA KARŞI ÜÇ MAYMUNLUK BELHÜMADALLIKTIR ÂİLENİN, TÜRKİYENİN, İNSANLIĞIN GELECEĞİ TEHLİKEDE

 

                Öncelikle şu tespiti açıklıkla yapabiliriz: Türkiye halkı Batı'nın bütün kültürel/bilimsel operasyonlarına açık bir ülkedir. Dahası, Türkiye'de siyasal ve kültürel elit (çok az bir kesim hariç) hemen hiç bir gelişmeyle yeterince ilgilenmemekte, bu operasyonlara karşı halkı bilgilendirmemekte, bu operasyonlara karşı direnmemektedir. Cemaatlerin ve hoca efendilerin durumu ise çok daha vahim.

                              15 TEMMUZDA BAŞARAMADIKLARI İŞGALİ AİLEYİ YOK EDEREK YAPACAKLAR

 

                Özellikle, "kadın hakları", "çocuk hakları", "insan hakları", "hayvan hakları" "cinsiyet eşitliği" gibi kavramlara dayanan "hukuk" eliyle ülke insanı formatlanmaktadır. Tanzimat ve Islahat Fermanı'yla başlayan "hukuki" metinlerle Türkiye'yi dizayn etme süreci bugün TMK ve TCK'daki değişiklikler, İstanbul Sözleşmesi, 6284 Sayılı Kanun, Hayvanları Koruma Kanunu, Cinsel İstismar Yasa Tasarısı gibi hukuki metinlerle devam ediyor.

 

Bu kanunlar ve sözleşmeler sonucunda Türkiye'nin geldiği durumu bir kaç maddeyle özetleyebiliriz:

 

1. Aile dağıtılıyor. Kadın kocasından, koca çocuğundan ayrıştırılıyor. Kısa bir süre sonra çocuk da annesinden ayrıştırılacaktır. Aile kamu denetimine açıldığı gibi, çocuğun kamulaştırılması da söz konusu olacaktır. 6284 Sayılı Kanun tamamen ailenin yok edilmesi amacına yönelik hazırlanmıştır. 

 

2. İnsan ve hayvanın ontolojik olarak eşitlendiği bir düzen kuruluyor.

 

3. Cinsellik yaşı düşüyor ve çocuklar LGBT kurumlar tarafından "ayrımcılık yapmama, nefret söylemine karşı bilinçlendirme, toplumsal cinsiyet eşitliği hakkında bilgilendirme" bahanesiyle eşcinselleştiriliyor.

 

      Örneğin, 2005'te kurulan Türkiye'nin ilk eşcinsel derneği KAOS GL iki aylık bir dergi de yayınlıyor. 1994'ten beri çıkan derginin Mayıs 2017 sayısı "çocuk" temasına ayrıldı. Ayrıca dernek 2014 yılında "LGBT Çocuklar İçin Ne Yapmalı? LGBT Çocuklar İle Çalışan Öğretmenler İçin Kılavuz Kitabı"’nda;

 

Çalışmada "Okullarda LGBT Öğrenciler ve Aileleri İle Çalışmada Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar" başlıklı bölüm öğrencileri iki farklı grup altında ele alıyor: "Ergenler" ve "Küçük Yaştaki Çocuklar". Küçük yaştaki LGBT çocukların aileleriyle iletişimde şunlara dikkat edilmesi isteniyor:

 

    "Öncelikli olarak aileyi doğru bilgilendirmek gerekir. LGBT kişiler ile ilgili bilimsel ve yönlendirici olmayan bilgiler verilmemesine dikkat edilmelidir. Ailenin hemen kabullenmesini beklememek gereklidir. Bu süreç içerisinde aileye sürekli destek verilmelidir. Ailenin şiddet uygulamasını, dışlamasını engelleyici çalışmalar yapılmalıdır. Bu çalışmaların, ailenin, çocuğu kabullenmesi ve korumaya başlamasını sağlamaya dönük bir şekilde yürütülmesi gereklidir."

 

4. Ülkemizde çocuklar manken olarak kullanılıyor ve çocuk mankenlerin kullanıldığı defileler yapılıyor. Bunun için Mücahit Gültekin'in İstanbul Kids Fashion ve Yapısal İstismarın Görünmez Kılınışı yazısına bakabilirsiniz.

 

5. Eşcinsellik, Anayasanın da üstünde yer alan uluslararası sözleşmelerle legal güvence altına alındı. 2011 yılında imzalanan İstanbul Sözleşmesi'nin 4. maddesi bu güvenceyi vermektedir.

 

6. 6284 Sayılı Kanun kadının kocası hakkındaki şikâyetini "delilsiz, belgesiz" doğru kabul etmektedir. Kanun bu yönüyle hukukun evrensel ilkesi olan "masumiyet karinesini" hiçe saymaktadır. Bunun sonucunda her yıl yaklaşık 120-130 bin baba evinden uzaklaştırılmaktadır. İlginç olan şey, kadın şikâyetinden vazgeçse bile devlet arabulucu bile kabul etmemekte, süreç kamu davasına dönüştürülmektedir. Kadının beyanının esas alınması, pek çok kocanın iftiraya uğramasına da sebep oluyor.

 

7. TCK'da 2004'te yapılan değişikliklerle, TCK'dan "edep", "ahlak", "ırz", "namus" gibi kavramlar çıkarılmış ve asıl önemlisi "evlilik içi tecavüz" kavramı getirilmiştir. Bunun sonucunda genç yaşta evlenen babalar devlet tarafından tecavüz suçuyla tutuklanmakta ve 10-15 yıl gibi cezalara çarptırılmaktadır. Dahası, bu kişiler gerçek tecavüzcülerle aynı koğuşa konulmaktadır. Adalet Bakanlığı'ndan elde edilen bilgilere göre 4 bin kocanın "karısına tecavüz" suçundan hükümlü bulunduğu belirtilmektedir. Bu rakamın çok daha fazla olduğu tahmin ediliyor. Bu genç evlilik mağdurlarının 9000 çocuğu yetim!

 

8. 1988 yılında yapılan bir değişiklikle "süresiz nafaka" uygulaması getirildi. Buna göre koca eşiyle bir gün bile evli kalsa ömür boyu nafaka ödemek zorunda kalıyor. İnsanlık suçu çocuk haczi zulmü var

 

9. 2015 yılında üniversitelerde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği dersi zorunlu hale getirildi.

 

10. Milli Eğitim Bakanlığı Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ‘ne uyumlu bir şekilde yeniden yapılandırılmaya başlandı. Ders kitapları elden geçirildi. Milli Eğitim Bakanlığı, 2016 yılında, Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Duyarlı Okul Standartları El Kitabı'nı yayınladı.

 

11. 2009 yılında Adalet Bakanlığı ile imzalanan protokolle 326 Aile Mahkemesi Hâkimi ve Cumhuriyet Savcısına toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi verilmiştir.  2010 yılında Diyanet'ten Sorumlu Devlet Bakanlığı ile imzalanan protokolle 17 bin din görevlisine toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi verilmiş, 100 bin diyanet personeline de bu eğitimin verilmesi planlanmıştır. Bunun dışında 2006 yılında 71 bin polise eğitim verilmiştir.

 

12. AB tarafından fonlanan dernekler tarafından Türkiye'nin dört bir yanında yüzbinlerce kişiye toplumsal cinsiyet eşitliği, cinsel yönelim vb. eğitimler verilmiş ve verilmeye devam etmektedir.

 

13. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve eşcinsellik konusunda AK Parti, MHP, CHP ve HDP arasında bir farklılık görünmemektedir. Bu konular, ilginç bir şekilde, Meclis'te hiç tartışma konusu olmamaktadır.

 

    Türkiye bugün itibariyle Harari'nin deyimiyle "biyolojik hackleme"nin hedefinde olan bir ülke. Daha radikal değişimler için Türkiye'de gerekli olan hukuki yapı ve kültürel temel oluşturuldu, oluşturuluyor.

 

Türkiye'de kısa süreli ranta konsantre olmuş politik düzey, insanın yeniden biçimlendirildiği bu yeni sürece yataklık yapmaktan başka bir şey yapmıyor.

 

Meclis'teki partilerin hiç biri, milli ya da manevi değerlere dayanan hiç bir uygulamayı hayata geçirmeye cesaret edemiyor. Bu konuda atılacak en küçük adım, "özgürlük", "homofobi", "ayrımcılık" gibi sopalarla etkisiz hale getiriliyor.

 

     AK Parti'nin oportünist tutumu, yukarıda saydığımız bütün gelişmelere hem siyasi/hukuki meşruiyet kazandırıyor, hem de dindar muhafaza/kâr kitlenin eleştiri/tepki kabiliyeti öldürülüyor. Önce Aile Platformu’nun Önce Aileyi Koru deklarasyonuna imza verenler olarak acil ve öncelikli taleplerimiz;

 

Aileyi Yok etme küresel savaşına karşı başta siyasiler ve hemen sonrasında ise, aydınlar, âlimler, STK'lar ve bütün bir millet olarak hepimiz sorumluyuz.

 

Türkiye için işlemeye devam eden felaket tablosunun durdurulması için güçlü bir iradeye ihtiyaç var. Bunun için takipte olmalıyız. Şöyle özetleyebiliriz:

 

1.Türkiye AB üyeliği sevdasından vazgeçmelidir. Uyum yasaları adı altında Türkiye halkının Batılı modelde yeniden inşa edilmesi açık bir ihanettir. "AB uyum süreci" temelinde imzalanmış, özellikle insana, topluma kültüre aykırı ve fıtrata aykırı başta toplumsal cinsiyet eşitliği olmak üzere Aileyi yıkan bütün yasalar ve sözleşmeler acilen feshedilmelidir. CEDAW, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı kanun iptal edilmelidir.

2.İnsanlık ayıbı Çocuk Haczi ve süresiz nafaka çözülecek sözünden 200 gün geçti hâlâ zulüm kalkmadı.  EYS Ebeveyn Yabancılaştırma Sendromu suç olmalıdır. Velayet babaya verilmeli olmazsa velayet ortak adil eşit olmalıdır. Nafaka ve mal rejimi kalkmalı veya süreli hale olmalıdır ve hiçbir taraf mağdur edilmemeli.

 

3. Üniversitelerdeki ve tüm okullardaki kurslardaki eğitim Batılı kültürel kalıpların dayatmasından kurtulmalıdır. Özellikle sosyal bilimler, bu bağlamda çok ciddi bir filtreden geçirilmelidir. RTÜK, BTK, İçişleri, adalet ve ticaret bakanlıkları vb. kurumlar ahlaksızlık reklamlarına ceza vermelidir.

 

4.Toplumsal cinsiyet eşitliği, çocuk hakları, hayvan hakları gibi adlar altında yapılanan kurumlar takip altına alınmalı, yurt dışı bağlantıları araştırılmalıdır.

 

 5.İnsanlık ve aile düşmanı ahlaksız LGBT vb. tüm örgütler acilen kapatılmalıdır. Bu kurumların pedofilik eylemlerle cinayetlerle ilişkileri incelenmelidir.

 

6.Türkiye'de siyasal partiler, STK'lar cemaatler en azından Batı tahakkümünden kurtulmak gibi ortak bir payda üzerinde hareket etmelidir. İçerideki hiç bir tartışmanın bundan daha hayati olmadığına ilişkin toplumsal bir bilinç var edilmelidir. Bu adımları atarken karşılaşacağımız hiç bir bedelden çekinmemeliyiz. Zira baskılardan vb. cahiliye kanunlarından korkmanın bedeli, benliğini/kimliğini ailesini/vatanını tamamen kaybetmektir ve Batı tarafından hacklenmek olacaktır. Ailesini koruyamayan vatanını nasıl koruyacak... Zulme karşı sessizlik ve üç maymunluk ateştir ve helâk sebebidir.

O Ateş bizi ailemizi, ülkemizi geleceğimizi tüm insanlığı yakar. Anayasalar, kanunlar ALLAHIN SÜNNETİNE aykırı olursa zulümlerden kurtulamayız.

 

              İstanbul 7-8 MART ve 14-15 Mayıs #ÂileZirvesi                                AilePlatformu.net AileHaklari.org CocukHaklari.org MagdurHaklari.org ailehaklari@gmail.com 0532 203 3274 0532 703 61 15

Aileyi yok etme küresel AHLAKSIZLIK savaşına karşı; #ÖnceAileyiKoru davamıza verdiğiniz destek için size ve ailenize dua ederiz @OnceAile

‪AilePlatformu.org olarak Şiarımız: Namuslular da en az namussuzlar kadar cesur olmalı!

Şiddetle mücadele günü çerçevesinde yapılan etkinlikte şiddetin cinsiyeti olmaz şiddetin her türlüsüne hayır diyor şiddeti cinnet ve cinayetleri önlemek için

AİLEYİ YIKAN YASALAR KALKSIN


UYSAD Haber Merkezi Hacer Subaşı 

uysadhaber@gmail.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Ramazan Şanlıurfa’da Bir Başka Güzel Yaşanıyor
Ramazan Şanlıurfa’da Bir Başka Güzel Yaşanıyor
Eyyübiye Belediyesi Bir İlki Yaparak Ramazan Etkinliklerini Kırsala Taşıdı
Eyyübiye Belediyesi Bir İlki Yaparak Ramazan Etkinliklerini...